Archive for Mayıs 2018

Sigara lekeleri nasıl çıkar?

SİGARA LEKELERİ

Dişlerimizin sadece düzgün sıralanması estetik diş görüntüsü için yeterli olmaz. Diş rengi ve dişlerin temizliği iyi bir estetik diş görüntüsü için büyük önem taşır. Genellikle çay kahve ve sigara renklenmesi olarak adlandırdığımız diş lekeleri ile ilgili bilgi vermek istiyorum. Bana klinik pratiğimde gelen hastaların üçte birinin dişlerinde sigara lekeleri oluyor. Bu hastaların tamamı dişlerini iyi fırçaladığını söylüyor. Tanıdığım kişilerde bile bu durum ile karşılaşıyorum. Asla yalan söylemeyeceğini çok iyi bildiğim arkadaşların bile dişlerimi fırçalıyorum diyor. Ama dişlerinin üzeri lekeli. Demek ki diş fırçalamak diş temiz kalması için yeterli değil.

Ben sigara kullanmadığım için sigara içildiğinde dişlere ne yaptığımda ne oldu şeklinde bir geri bildirim yapamayacağım. Ancak 25 yıldır diş tedavileri ile meşgul olduğum için kimin ne kadar sigara tükettiği ve dişlerinin bundan ne kadar etkilendiği ile ilgili engin tecrübelere sahibim. Bu yazıda sigara lekelerinin ne şekilde oluştuğunu diş yapısının ve sigara miktarının diş lekeleri oluşumundaki etkisinden bahsedeceğim. Sigara lekeleri oluşmaması için ne yapılabilir? Oluşmuş sigara lekeleri nasıl çıkarılır sorularına da cevap vereceğim.

DİŞ YÜZEYİ

Öncelikle diş yüzeyinin sert ve parla mine tabakası ile kaplı olduğunu biliyoruz değil mi? Bu tabaka oluşumu anne karnında başlayıp diş sürme zamanına kadar beslenme, kullanılan ilaçlar ve geçirilen önemli hastalıklardan etkilenmektedir. Diş sürmesi tamamlandıktan sonra da yiyecek içeceklerin asitleri, kürdan kullanımı, sert fırça kullanmak, diş fırçasını diş yüzeyine bastırmak, reflü, diş sıkma ve diş gıcırdatma gibi olumsuzluklardan etkilenir. Bu saydığın durumlar diş minesini yıpratan ve aşındıran olumsuz etkilerdir. Mine yüzeyi ne kadar pürüzsüz olur ise o kadar zor kirlenir. Diş üzerindeki anatomik girinti ve çıkıntılar olsa bile yüzeyin parlak olması sigara lekelerinin oluşmasını zorlaştırır. Diş yüzey yapısından başka diş lekesi oluşumunu etkileyen önemli bir etken de dil ve dudağın diş yüzeyi ile temasıdır. Dişler nötral zon adı verilen dudak ile dil arasındaki pasif alanda yer alırlar. Diş dişlerin iç yüzeyi ile temas ettikçe bu bölgeler süpürülmüş yıkanmış olur. Aynı şekilde dudak ile diş ön kısımlarının temizlenmesi de söz konusudur. Dudak kaslarının pasif olması ve diş yüzeyini temizleyemediği durumlarda diş lekesi oluşumu daha fazla olmaktadır.

Diş taşı temizliği ile sağlıklı diş ve diş etleri

DİŞ LEKELERİ VE DİŞ TAŞLARI TEMİZLENDİĞİNDE KENDİ DİŞ RENGİNİZ ORTAYA ÇIKAR

Diş yüzeyindeki girinti çıkıntılar haricinde yüzey parlaklığı farklılık göstermektedir. Buzlu cam  ile parlak yüzeyli bir cam düşünün. Üzerine sigara dumanı üflendiğinde her ikisi de lekelenir. Ancak parlak yüzey kolayca temizlendiği halde buzlu cam yüzeyi maalesef lekeli kalacaktır. Diş yüzeyi de bu şekilde parlaklığı arttıkça daha az lekelenen yapıdadır. Diş üzerindeki dolgular da sigara lekelerinden olumsuz etkilenirler. Diş ile dolgunun birleştiği bölgelerde siyah çizgi şekline lekeler oluşur. Bu lekeler kaliteli malzeme ile yapılan diş dolgularında daha az oluşur. Diş hekiminin dolgu uygularken gösterdiği özen ve dikkat de diş dolgusu ile diş arasında oluşan bu lekelerin azalmasında etkilidir. En çok bonding ile aralıklı dişlerin kapatılması işleminde bu durum önem kazanır. Ön dişlerde görülen bu olumsuzluk bazen kompozit dolgu cilası ile giderilse bilse de genellikle diş dolgusunun değiştirilmesi gerekmektedir.

LEKE YAPAN MADDELER

Diş üzerindeki lekelerden genellikle sigara sorumlu tutulsa da aslında diğer etkenlerin de rol oynadığını bilmek gerekir. Diş lekeleri beslenme alışkanlıkları ile de doğrudan ilgilidir. Boyalı ve şekerli gıda tüketenlerde sigara lekelerine benzer lekeler oluşur. Çay ve kahve tüketiminin fazla olduğu durumlarda aynı sigara lekesine benzeyen kirlenme görülmektedir. Özellikle granül kahvenin diş aralarını ve yüzeylerini boyadığı bir gerçektir.  Demir şurupları da diş üzerinde istenmeyen lekeler neden olur. Çocukların daha sık kullandığı bu faydalı ilaç sonrasında iyi bir ağız diş temizliği gerçekleştirilmelidir. Aşağıda yer alan yorum bölümüne sizin dişinide leke yaptığını düşündüğünüz etkenleri yazarsanız herkes faydalanmış olur.

DİŞ LEKELERİ NASIL ÇIKAR?

Farklı nedenler ile oluşan diş lekeleri diş taşları ile birleştiğinde insanlar dişlerinden ümidi kesebiliyor. Bir daha eski beyaz dişlerine sahip olamayacaklarını düşünüyorlar. Aslında durum hiç de öyle değil. Yapmanız gereken sadece diş hekimine gidip diş temizletme işlemi yaptırmak. bu işlem için ödemeniz gerelken fiyat ise bir karton sigara fiyatı kadar. Ben olsam bir karton eksik alıp eksik içer ve en kısa zamanda dişlerimi temizletirdim. Hem kendimize hem çevremize gösterdiğimiz önem ve saygının göstergesi olan kişisel hijyenin önemli bir unsuru olan diş temizliği için senede en az bir defa da diş doktoruna gidilmesi önerilmektedir. Diş hekimi ziyartetlerini düzenli yapmaya ek olarak elektrikli diş fırçası ve diş ipi kullanımı diş lekelerinin oluşmasını önemli oranda azaltmaktadır.

Dişler üzerinde leke oluştuktan sonra bu lekelerin sizin çabanız ile çıkması pek mümkün değildir. Diş hekimine gittiğinizde yapılacak diş temizleme işlemi ardından sizin iyi bakım yapmanız sayesinde diş lekelerinin tekrar oluşmasını önleyebilirsiniz. Çevrenizden veya internet kaynaklarından limon, tuz, soda gibi malzemeler kullanarak diş lekelerinin çıkarabileceğiniz yönünde zararlı bilgiler edinebilirsiniz. Bunlar asit etkisi ile diş minenizin erimesine neden olur. Granüllü lalzeme olan tuz, soda veya diş beyazlatma tozları da diş yüzeyinizde mikro çizik ve aşınmalara sebebiyet verir.

 

Devamını Oku

Zirkonyum Diş Fiyatı

Zirkonyum Diş

Günümüzde yayın olarak kullanılan bir kaplama türü olarak zirkonyum diş kaplama fiyatı ile ilgili bilgilerin yanı sıra bu malzemenin özellikleri ve kullanım süresi hakkında bilgi edinmek ister misiniz? Bu yazıyı bana en çok sorulan soruların yanıtını vermek amacı ile hazırladım. Yazının sonunda uzun ömürlü bir diş kaplaması için yapıştırma tekniği hakkında da bilgi verdim. Bu sayfada bulamadığınız bilgi olur ise sitemde bulunan zirkonyum sayfama göz atabilirsiniz. Size önce yazıyı sonuna kadar okumanızı cevap bulamadıklarınız için ilk paragrafa gelip verdiğim linki takip etmenizi öneririm.
Öncelikle zirkonyum malzemesinin diğer diş kaplama malzemeleri ile karşılaştırıldığında gerçekten önemli üstünlükleri olduğunu söyleyerek başlamak gerekiyor. Metal destekli porselen restorasyonlar klinik olarak uzun yıllardan beri başarıyla kullanılmalarına rağmen porselen ile kaplanmak zorunda olan metal alt yapı özellikle kenarlarda gri renkte hoş olmayan bir görüntüye sebep olabilmektedir. Bu problemin çözümü için çok sayıda tam porselen sistemi metal destekli porselenlere alternatif olarak geliştirilmişlerdir.
Zirkonyum diş kaplama porselen diş kaplama fiyatlarından daha yüksek fiyatlar ile uygulanmaktadır. Malzee için ödenen ücretlerin fazla olması ve diş laboratuvarında kullanılan cihazların yüksek maliyetli olması zirkonyum diş fiyatlarını arttıran faktörlerdir. Malzeme haricinde diş teknisyeninin cihaz alınması için bağladığı para ve diş kliniği giderlerini de düşünmek gerekmektedir.
Malzeme ham maddesi zirkonyum baloklar türkiyede üretilmediği için döviz ile ithal edilmektedir. Son zamanlarda döziz fiyatlarının yükselmesi de zirkonyum diş fiyatlarının artacağı anlamına gelmektedir. Kısa bir süre içerisinde zirkonyum diş kaplama fiyatlarınınortalama 1000 TL nin üzerinde olacağı beklenmektedir.

UZUN DÖNEM BAŞARI İÇİN PEK BAHSEDİLMEYEN BİR KONU SİMANTASYON!

Diş ile kaplama arasındaki bağlantıyı sağlayan yapıştırma ilaçlarına siman deniliyor. Bu yapıştırma işlemine de simantasyon.
Seramik diş kaplamalarının uzun dönem ağız ortamında başarıyla hizmet verebilmeleri seramik, yapıştırma ajanı ve diş yapıları arasındaki bağlanmanın başarısına bağlıdır. Zirkonyum restorasyonların simantasyonu çinko fosfat yada cam iyanomer simanlarla yapılabilir. Fakat kenar açıklıkları daha iyi kapatmaları, tutuculuklarının daha fazla olması ve restorasyonun kırılma direncini arttırmaları gibi avantajlarından dolayı rezin yapıştırma simanlarının kullanımı tercih edilmektedir.
Tam seramik, simantasyonu
Diş hekiminin hastasına estetik ve fonksiyonel beklentilerini  geri kazandırmak için tatbik ettiği bir restorasyonun başarısı, başından sonuna kadar tüm klinik ve aşamalarında uygun teknik ve malzemelerin kullanılmasıyla doğrudan ilişkilidir.
Hastaların artan estetik beklentilerini karşılamak ve aynı zamanda fonksiyonel ve dayanıklı restorasyon alternatifleri sunma konusu hem diş hekimleri hem de diş teknisyenleri için en üst sıralardaki yerini almıştır.
Yapıştırma simanlar:
  • Sabit restorasyonlarla diş arasında mikrobiyal sızıntıya engel olmalı,
  • Diş ve restorasyon arasındaki yüzeyi mekanik, kimyasal veya bu ikisinin kombinasyonu bir mekanizma ile tamamen örtmelidir.
İdeal bir yapıştırma simanı; 
1-İnce bir tabaka oluştururken, kesme kuvvetlerine karşı yüksek direnç göstermeli
2-Farklı materyaller arasında kalıcı bir bağlantı sağlamalı
3-Gerekli sıkışma ve gerilme direncine sahip olmalı
4-Yeterli kırılma direnci göstermeli
5-Diş ve restorasyon yüzeyini ıslatabilmeli
6-Uygun film tabakası ve viskoziteye sahip olmalı
7-Ağız içinde çözülmemeli
8-Doku uyumu olmalı
9-Yeterli sertleşme ve çalışma süresi olmalıdır
10-Çevresel faktörlerle yeterince dengeli bir
uyum içerisinde olmalı (yorgunluk direnci, erozyon vb.)
Tam seramik restorasyonların yapıştırılmasında seramik materyaline göre farklı simanlar kullanılmaktadır. Bir materyal için uygun olan siman diğer materyal için uygun olmayabilir.
Örneğin In-ceram ve zirkonyum oksit benzeri yüksek dayanıklılığa sahip restorasyonların yapıştırılmasında geleneksel simanlardan yararlanılabilir.
Fakat lityum disilikat esaslı tam seramik restorasyonlar olan IPS e-max sistemlerinde simantasyonda göz önünde bulundurulması gereken en önemli konulardan biriside yapıştırma simanının optik özellikleridir. Özellikle anterior bölgede uygulanan tam seramik restorasyonların yapıştırılmasında bu konu ön plana çıkar. Geleneksel simanların
opak olmaları sebebiyle restorasyonun optik özelliklerini olumsuz etkileyecekleri göz önünde bulundurulmalıdır. Tam seramik restorasyonların yapımındaki temel sebeplerden birisi optimum estetik ve doğala en yakın görünüm olduğuna göre doğal ışık geçişine imkan veren kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlarının kullanılmasıda kaçınılmaz olmaktadır.
Yüksek dayanıklılığa sahip restorasyonların yapıştırılmasında geleneksel simanlardan  Cam iyonomer simanlarla klinik olarak başarılı sonuçlar alınmıştır. Günümüzde kullanım kolaylığından ötürü
tercih edilen cam iyonomer simanların en önemli avantajları;
  1. Bakteriostatik etkileri,
  2. Dentine benzer termal ekspansiyon katsayıları,
  3. Dentin üzerinde minimum büzülme gösterip mine ve dentine iyi bağlanmaları,
  4. Sıkıştırma kuvvetlerine yüksek dirençleri
  5. İyi mikrosızıntı direnci

şeklinde özetlenebilir.

Bu nedenle dentin tübüllerindeki sıvıyı çekme eğilimiyle hassasiyete, su alıp şişerek özellikle içerisinde mikro çatlak bulunan lityum disilikat tam seramik restorasyonların yapıştırma sonrasında kırılmasına sebep olabilir.
Vivaglass Cem (Ivoclar Vivadent), Fuji (GC America, Inc.) ve Ketac Cem (3M ESPE) bu ürünlere örnek
olarak verilebilir. Daha çok metal ve metal destekli seramik restorasyonların simantasyonunda tercih edilmelidirler.
Poliasit modifiye kompozit rezin esaslı yapış-tırma simanları (kompomerler), rezin ve cam iyonomer simanların üstün özelliklerini birleştirmek amacıyla geliştirilmişlerdir. Ancak, kompomerlerin tam seramik restorasyonlarda kırıkların oluşmasında roloynadığı yönünde çalışmalar mevcuttur. Bu simanlarda yüksek oranda hidroksietilmetakrilat (HEMA) bulunmaktadır ve HEMA su ile temas ettiğinde önemli ölçüde genişlemektedir.
Bu genişlemenin tam seramik restorasyonlarda mikro çatlakların oluşmasına yol açabileceği düşünülmektedir. Kompomerlerin geleneksel simanlara ve tamamen kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlarına göre 5 kat daha fazla doğrusal genişleme gösterdiği ve bu nedenlede tam seramik restorasyonların yapıştırılmasında kullanılmaması gerektiği belirtilmiştir.
Yapıştırma simanlarının tarihsel gelişimine bakılırsa,
  • fosfat simanlar
  • karboksilat simanlar
  • cam iyonomer simanlar
  • kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları
bahsedilebilir. Tam seramik restorasyonların klinik başarısı büyük ölçüde kompozit resin yapıştırma simanına ve simantasyon işlemine bağlıdır

Tam seramik restorasyonların kırılmaya direncini belirleyen faktörler

Uygun preparasyon ve restorasyonun uyumudur. Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları  Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları genel olarak bağlanma ajanı sistemlerinin başarısı  ve gelişmesi sonucu ortaya çıkmışlardır. Kullanım alanlarına göre kimyasal, dual cure (kimyasal ve ışıkla) ve sadece ışıkla polimerize olan farklı renk ve viskozite alternatifleri sunan kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları piyasada mevcuttur.  Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlar, diş dokuları olan mine, dentin ve porselen yüzeyi gibi farklı yapıdaki maddelere kuvvetle bağlanabilme özelliğine sahiptir. Bu yapıştırma simanları yüksek dayanım, ağız ortamında düşük çözünürlük, renk uyumundaki üstünlük gibi özelliklerinden dolayı, inley, onley, lamina ve kronköprü uygulamaları gibi tam seramik sabit protetik restorasyonlar ile indirekt rezin kompozit restorasyonların simantasyonunda tercih edilirler. Başarıları çok aşamalı işlemler gerektirmelerinden dolayı kullanım tekniğine doğrudan bağlıdır.
Dişhekimliğinde kullanılan rezinler polimerlerdir ve polimerler küçük moleküllü monomerlerin oluşturduğu çok daha büyük bir molekül olarak tarif edilebilir.Dental polimerler kullanılan rezin tipine, içine katılan dolduruculara ve sertleşme mekanizmasına göre farklılıklar gösterirler.
Rezinlerin polimerizasyonu esnasında kaçınılmaz olarak bir büzülme gözlenir. Bu büzülmeyi azaltmak için rezinlerin içerisine farklıinorganik doldurucular ve bir ön polimerizasyon işlemine tabi tutulup sonra toz haline getirilen polimer tozları ilave edilir .
Kompozit kimyasal olarak en azından iki farklı materyalin; monomer ve inorganik doldurucunun kombinasyonudur ve yapıyı oluşturan materyallerin tek başlarına göstermedikleri özelliklere sahiptir.
Monomer ve doldurucu arasındaki kimyasal bağlantı γ-metakriloksipropil trimetoksisilan denilen organik silanize edici bir ajan tarafından sağlanır. Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları, büyük ölçüde doldurucu içeren  BIS-GMA rezin ve bu rezinin içine ilave edilen ve karışımın pasta veya likit şeklinde kullanımını sağlayan diğer metakrilatların (TEDGMA, UDMA) varyasyonları şeklinde bulunurlar.
Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlarında dahil olmak üzere tüm kompozitlerin mekanik özellikleri kullanılan bu maddelerle doğrudan ilişkilidir. Polimerizasyon reaksiyonu temelde 3 aşamadan oluşur; başlangıç, ilerleme ve bitim. Reaksiyon; Isı, UV ışık ve peroksitler ile hızlandırılabilir. Her durumda reaksiyon; ısı, kimyasal veya fotokimyasal reaksiyonlarla oluşturulabilen serbest radikallerin açığa çıkarılması ile başlar. Serbest radikaller monomer molekülündeki doymamış çift bağı açarak molekülü aktive eder diğer monomerlerle birleşerek polimer zincirleri oluşturur. Bu işlem ortamda serbest radikal kalmayana kadar devam eder.

Sertleşme mekanizmalarına göre kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları

• Kimyasal sertleşen kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları
• Işıkla sertleşen kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları
• Hem ışık hem kimyasal sertleşen (dual cure) kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları
Kimyasal aktivasyonla sertleşenler (Otopolimerizan)
Genellikle, karıştırılmaya hazır iki pat halinde bulunurlar. Kimyasal polimerizasyon reaksiyonu benzol peroksit benzeri bir peroksitin reaksiyon hızlandırıcı (akseleratör) olan tersiyer amin ile
reaksiyonu sonucu ortaya çıkan serbest radikallerin etkisiyle başlar. Polimerizasyonun başlama hızı büyük ölçüde aktivatör ve akseleratör oranına bağlıdır. Bu yapıştırma simanlarının içerisindeki amin grubu zaman içerisinde renklenmeye sebep olabilmektedir. Otopolimerizan kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlarının belirli bir sertleşme süresi vardır. Metal, metal-seramik veya opak yüksek dirençli tam seramik restorasyonların yapıştırılmasında kullanılırlar
 Işıkla sertleşenler
Monomerler direkt olarak halojen, plazma ark, lazer veya LED (Light Emitting Diod) ışık kaynakları ile
aktive edilerek polimerize olabilirler. Bu reaksiyonda ışığa duyarlı reaksiyon başlatıcı kamforkinon veya
luserin gibi reaksiyon başlatıcıların yapısının bozulup serbest radikaller oluşturulması prensibiyle polimerizasyon reaksiyonu başlar.
Işıkla sertleşen kompo-zit rezin esaslı yapıştırma simanlarından farklı kıvam ve renk seçenekleri sunması, uzun çalışma süresi ve
renk stabilitesi dolayısıyla özellikle tam seramik restorasyonların simantasyonunda büyük ölçüde yararlanılmaktadır
Dezavantajı
aradaki restorasyonun kalınlığının fazla olduğu durumlarda polimerizasyon derinliğinin yetersiz olmasıdır
 Dual sertleşenler
Işıkla polimerize olan yapıştırma simanlarında, restorasyonun altında tam polimerizasyon sağlanamama olasılığı nedeniyle geliştirilmiş olan yapıştırma simanlarıdır. Baz ve katalizör olmak üzere iki kısımdan oluşurlar. Baz yapının içerisinde ışıkla sertleşme reaksiyonunu başlatan kamforokinon, katalizörün içerisinde ise amin/peroksit vardır. Baz tek başına ışıkla sertleştirilerek kullanılabileceği gibi katalizör ile karıştırılarak da kullanılabilir. Işık derinliğinin yada
geçirgenliğinin yetersiz olduğu durumlarda, tam polimerize olamayan yapının kimyasal olarak polimerizasyonunun tamamlanmasına olanak tanır ve bunun için geçen süre yaklaşık 24 saattir. Hem kimyasal hemde ışıkla polimerize olan kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlarının çoğu sertleşme reaksiyonu için hala büyük ölçüde ışığa bağımlıdırlar ve ışık kullanılmadığı durumlarda mekanik özelliklerinde düşme gözlenir.
İki dental materyalin fizikokimyasal olarak yapışmasını ifade eden adezyon kavramı dişhekimliğinde büyük önem taşır. Esas olarak adezyon, birbiriyle sıkı temasa getirilen iki cismin yapışmasına neden olan kuvvettir. Bir maddenin molekülleri diğerinin moleküllerine doğru çekilir ve yapışır. Bu çekim kuvveti farklı moleküller arasında ise adezyon
aynı tür moleküller arasında ise kohezyon olarak tanımlanır. Dental uygulamalarda adezyon 2 kısımda incelenebilir. Bunlardan ilki mine dentin veya sement gibi dental dokulara adezyon diğeri ise restoratif materyalleredir.

MİNE TABAKASI VE YAPIŞTIRMA SİSTEMLERİ

İnsan vücudunun en sert dokusudur.  %86-95 oranında inorganik yapı, % 1 organik yapı ve % 3 sudan oluşur. Asit ile pürüzlendirme sonucu mine yüzeyi düzensiz bir yüzeye dönüşür ve böylece
serbest yüzey enerjisi artmış olur. Rezin bazlı materyal pürüzlendirilmiş yüzeye uygulandığında, kapiller hareket yardımı ile rezin yüzeye penetre olur. Materyal içindeki monomerler polimerize olur ve materyal mine yüzeyine kilitli hale gelir. Mine yüzeyinde rezin mikro uzantıların oluşumu mine adezyonun ana mekanizmadır.

DENTİN TABAKASI VE YAPIŞTIRMA SİSTEMLERİ

 Dentin mineden farklı olarak daha düşük oranda inorganik yapı %45-50 ,%30 organik yapı (kollojen) ve % 20 kadar da sudan oluşur. Dentin merkezden perifere doğru uzanan tübüler yapıya sahip bir dokudur. Ancak dentin tübüllerinin yoğunluğu her yerde aynı değildir ve merkezden uzaklaştıkça bu oran düşer. Derin dentinde tübül sayısı mm 2  de 45.000 iken, yüzeyel dentinde ise 25.000 dir. Derin dentinde yüzeyel dentinden daha geniş tübüller vardır. Dolayısıyla derin dentin yüzeyel dentinden daha nemli bir yapıya sahiptir. Dentin tübülleri arasında peritübüler dentin  ve bunun  içinde intertübüller dentin, dentin sıvısı ve odontoblast uzantıları bulunur. Dentin tübüller aracılığı ile doğrudan pulpa ile bağlantılıdır. Asidik solüsyonlar ile smear tabakasının uzaklaştırılması, açığa çıkan dentin yüzeyinde sıvı akışını arttırır. Bu sıvı adezyonu engelleyebilir, çünkü dentin tübüllerinde rezin uzantılar oluşsa bile hidrofobik rezin hidroflik yüzeye yapışmaz.  Ayrıca bu bölgelerden sızan dentin sıvısı baskı ve termal değişiklikler nedeni ile hassasiyete ve ağrıya sebep olabilir. Bu yüzden dentine bağlantı
mineye göre çok daha farklı ve karmaşıktır.
28 Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları ile beraber kullanılan adeziv sistemlerin sınıflandırılması
• Total Etch Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları (Çok aşamalı)
• Self Etch Primer Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları (Çok aşamalı)
• Self Adeziv Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları (Tek aşamalı)

Rezinlerin sınıflandırılması

Self Adeziv kompozit rezin esasl yapıştırma simanları Yapıştırma simanlarının en yeni sınıfı olmalarına rağmen geçen son 9 yılda, üretiminden bu yana yoğun laboratuar ve klinik çalışmalarının konusu olmuşlardır. Geleneksel simanların özellikle çözünürlük ve adezyon gibi eksikliklerini gidermek için geliştirilen kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlarında asitle pürüzlendirme, primer ve adeziv gibi uygulamaların zorunluluğu teknik hassasiyet, zaman alıcılık ve maliyet gibi dezavantajları beraberinde getirmiştir. Bu sebeple kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlarının üstün mekanik özelliklerinin, estetik kalitelerinin; geleneksel simanların uygulanım kolaylığı ile birleştirilmesi ile self adeziv rezin simanların geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu sınıf materyaller  ilk
defa 2002’de ortaya çıkmıştır ve günümüzde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır (Speed CEM, RelyX Unicem, Maxcem Elite, G-Cem)
Kompozisyonları:
 Self adeziv rezin simanların kompozisyonunda bulunan fosforlanmış dimetakrilat monomerleri mine ve dentini demineralize etmekte ve aynı zamanda dişe infiltre olmaktadır. Fosforik asit grupları ayrıca  diş apatitleri ile reaksiyona girerler. Bu nötralizasyon sürecinde açığa çıkan suyun yapıştırma simanının başlangıç hidrofilitesine katkıda bulanarak nem toleransınıda artırdığı iddia edilmektedir. Başlangıçta asidik olan sistemin uzun dönem stabilizasyonunun devamlılığı için pH nötral seviyeye getirilmelidir.
Nötralizasyon cam iyonomer teknolojisi benimsenerek floro alumino silikat cam ile sağlanır. Asidik fonksiyonellerin bazik doldurucu moleküller ile reaksiyonu arzu edilen pH yükselmesine ve florür
iyonu salınımına yol açar. Bazı self adeziv rezin simanların kompozisyonlarında bulunan kalsiyum hidroksit ise polimerizasyon süresince asidik monomerleri nötralize eder. Böylece uzun dönem
stabilizasyon sağlanmış olur. Self adeziv rezin simanlarda serleşme reaksiyonu çoğunlukla dual cure’dur. Baz ve katalizör karıştırılır. Polimerizasyon ışık ile başlatılır. Işıkla polimerizasyondan sonra kimyasal reaksiyon devam eder. Dual-cure kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları , ışığın ulaşamadığı kalın restorasyonlarda etkili bir polimerizasyon sağlar.Metakrilat monomerlerinin geniş çapraz bağları yoğun bir hidrofobik ağ yaratır .Silan uygulanarak güçlendirilen doldurucular materyale yüksek mekanik dayanıklılık , minimal çözünürlük ve düşük su absorbsiyonu sağlarlar.

Endikasyonları:

Self adeziv rezin simanların kullanımı tüm indirekt restorasyonlarda (seramik, kompozit, metal inley, onley, kron, köprü, postlar) endikedir. Özelikle fiber postlar ve dentine bağlanan restorasyonlarda kullanımı önerilmektedir. Adezyonunu mineden sağlayan rezin bağlı köprüler (maryland), laminate veneerler gibi restorasyonlarda kullanımı tavsiye edilmemektedir. Self adeziv rezinin ancak minenin pürüzlendirilmesi ile uygulanması tavsiye edilmektedir
Avantajları:
1. Self adeziv rezin simanlarda asitle pürüzlendirme işlemi uygulanmadığı için yapşırma simanının içerisindeki fosforik asit molekülleri dentin tübüllerini ne kadar demineralize ederse o kadar penetrasyon gerçekleşir. Buna bağlı olarak nanosızıntı olmaması beklenir.
2. Asitleme işlemi uygulanmadığı için smear tabakası kaldırılmaz, dentin tübülleri tamamıyle açılmaz. Böylece düşük moleküler ağırlıktaki asitlerin dentin tübüllerinden sızması engellenmiş olur ve post operatif hassasiyet ihtimali azalır.
3. Tek aşamalıdır.
4. Uygulanması çabuk ve kolaydır.
Yapılan çalışmalarda her üç tip rezin simantasyon için postopertif hassasiyet oluşturma sıklıkları karşılaştırıldığında,  total etch sistemlerde pek çok kullanıcıda post operatif hassasiyet oluşturduğu, self etch primerlerin uygulandığı sistemlerde post operatif hassasiyetin neredeyse elimine edildiği ve self adeziv rezin simanlarda ise neredeyse hiç post operatif hassasiyetin olmadığı yönünde rapor edilmiştir.
Self Etch ve  Self Adeziv Rezin Siman Kullanımında Dikkat Edilecek Noktalar:
• Adezivin uygulanacağı kavitenin aşırı ıslak olmaması gerekmektedir.
• Asitle-yıka sistemlerde olduğu gibi ideal dentin nemliliği sağlanmalıdır.
• Kullanılan self etch sistem su bazlı ise suyun hava spreyi ile kurutulduğundan mutlaka emin
olunmalıdır.
• Öjenol içerikli geçici siman kullanımından kaçınılmalıdır.
• Ağartma sonrasında diş dokularında serbest oksi- jen miktarı yüksektir. Oksijen, bağlanma ajanları-nın polimerizasyonunu engeller. Bleaching işlemi yapılan dişlerde en az 1 hafta beklenilmelidir.
• Mine adezyonunun araştırıldığı  total-etch sistem rezinlerle self adeziv rezinlerin karşılaştırıldığı
çalışmalarda bağlantı kuvvetleri self adeziv rezin simanlarda oldukça  düşük bulunmuştur. Bu yüzden sadece cam iyonomer simanlara alternatif olarak kullanılabilecekleri söylenmektedir. Mine dokusunun çok az kaldığı veya minenin hiç bulunmadığı durumlarda seramik kronların siman tasyonunda kullanımının tercih edilebileceği fakat ciddi miktarda minenin bulunduğu dişlerde onleylerin, parsiyel kronların simantasyonunda ideal olmadığı bildirilmektedir.
• Dentin adezyonunda ise,  self adeziv rezinlerin en etkili bağlantısı; seçerek mineye asit uygulanması
(selective enamel etching) ile sağlanmaktadır. Asit uygulaması  self adeziv rezinlerin mineye olan
adezyonunu artırıcı etki oluştururken  dentine olan adezyonunu azaltıcı etki oluşturmaktadır. Dentinin
tabakalarına göre de bağlantı kuvvetleri değişmektedir. Yüzeyel dentin için en yüksek
bağlantı değerleri bulunurken derin ve servikal dentin için ise daha düşük bağlantı kuvvetleri
gözlenmektedir.
Tam seramik sistemlerde materyallere göre uygulanan yapıştırma simanı sistemleri Geliştirildiği günden bu yana estetik avantaj larından dolayı yaygın olarak kullanılan IPS Empress II ve IPS e.max benzeri yüksek dayanıklılıktaki lityum disilikat-seramikler (cam seramikler) ve Procera, Cercon, Cerec, Lava  benzeri yüksek dayanıklılıktaki CAD/CAM ile yapılan zirkonyum oksit veya alümin- yumoksit seramiklerin yapıştırılmasında farklı simanlar kullanılmaktadır. Zirkon restorasyonlarda simantasyon için restorasyonun ve dental sert dokuların
hazırlanmasıZirkonyum oksit tam seramik restorasyonların yapıştırılmasında geleneksel simanların kullanılabile-
ceği ifade edilse de, yeni sistemlerin geliştirilmiş ışık geçirme özelliklerinden dolayı mat ve donuk bir
görüntüye sebebiyet vermemeleri ve olası mikro sızıntı riskleri nedeniyle geleneksel simanların yerine kom-
pozit rezin esaslı yapıştırma simanlarının kullanımı her geçen gün daha çok tercih edilmektedir.
Zirkonyum oksit restorasyonlar için restorasyonun iç yüzeyin pürüzlendirilmesinde 0.25-1 bar basınç altında 50-100 µm aluminyum oksit kum kullanılabilir. Restorasyon ultrasonik temizleyicide 1dakika temizlenir ve su spreyi ile yıkanıp kurutulur.
Kullanılacak kompozit rezin esaslı yapıştırma simana göre, rezinin zirkonyum yüzeyine bağlanmasını güçlendiren bir zirkonya primeri üreticinin talimatları doğrultusunda uygulanıp sürenin sonunda kurutulmalıdır. Zirkonyum oksit restorasyonların yapıştırılması için piyasada Multilink Automix benzeri özellikle bu amaç için üretilmiş bir kompozit rezin esaslı yapıştırma simanı kullanılıyorsa restorasyonun yapıştırma yüzeyine özel  zirkonyum primeri sürülür ve 180
saniye beklenir ve hava ile kurutulur. IPS e.max Press benzeri bir cam seramik kullanılmışsa restorasyonun iç
yüzeyine silan (Monobond-S) sürülmeli ve 60 saniye beklenip, kurutulmalıdır. Restorasyonun ağızda kontrolü ve izolasyon aşamalarını takiben, hekim destek dişlere fırça ile 15 saniye süreyle primer uygular ve kurutur. Bu aşamada
herhangi bir ışık kaynağının kullanımına gerek yoktur. Özel ucu sayesinde eşit oranda kendiliğinden karışan
kompozit rezin esaslı yapıştırma simanı restorasyonun içine doğrudan sıkılarak ağız içine yerleştirilir. Multilink
Automix opsiyonel olarak hem ışık hemde kimyasal yolla sertleşebildiği için zirkonyum oksit ve benzeri ışık
geçirgenliği sınırlı olan restorasyonların yapıştırılma sında daha güvenlidir. Fazlalıklar restorasyonun dışına
birkaç saniye ışık tutularak veya ışık kullanmadan derhal temizleme işlemine başlanarak kolayca uzaklaştırılabilir. Çalışma süresi içerisinde olmak üzere, kimyasal olarak 5 dakikada sertleştiği için özellikle ara yüzler ve diş eti marjinlerindeki fazlalıklar en kısa sürede temizlenmelidir.
Restorasyonun yapıştırılacağı destek ayaklar implant ise restorasyonun ağızda kontrolü ve izolasyon aşamalarını takiben, vida deliği Systemp inley benzeri ışıkla sertleşen esnek bir kompozit ile kapatılmalıdır. İmplant destek ayaklarına primer sürülmesine gerek yoktur. Diğer yapıştırma aşamaları benzer şekilde yapılmalıdır. Piyasada Rely X Unicem ve Panavia F 2.0 gibi bu amaçla kullanılabilecek asit uygulamasını gerektirmeyen ürünlerde mevcuttur.
Cam seramiklerde simantasyon için restorasyonun ve dental sert dokuların hazırlanması IPS Empress II veya  IPS e.max benzeri yüksek dayanıklılıktaki lityum disilikat bir restorasyonun simantasyonu  öncesinde  restorasyon ve
dental sert dokular uygun şekilde hazırlanmalıdır.
Simantasyon öncesinde restorasyon ağızda renk uyumu ve  okluzyon açısından kontrol edilmelidir. Kırılgan seramik materyallerin simantasyon öncesinde okluzal kontrolünde seramikte çatlak oluşma riskine karşı dikkatli olunmalıdır. Gerekli durumlarda düzeltmeler orta hızda elmas frezlerle ve hafif basınç uygulayarak yapılabilir. Dışarıda kırılgan
olan IPS Empress benzeri tam seramik bir restorasyonun yapıştırılmasında adeziv simantasyonun şart olduğu ve seramik restorasyona asıl direncini veren faktörün doğru uygulanan bir adeziv  simantasyon olduğu unutulmamalıdır. Cam  seramik indirekt restorasyonlar öncelikle temizlenir ve restorasyonun dişe yapıştırılacak yüzeyi, seramik
asitleme jeli (hidroflorik asit) ile pürüzlendirilir ve bol su ile yıkanır. Hidroflorik asitle pürüzlendirme işlemi,
IPS e.max press için 20 saniye IPS empress estetik ingotlar için 60 saniye olmalı ve belirtilen süreler aşılmamalıdır. Cam seramiklerde rezin yapıştırıcının seramik restorasyona daha iyi bağlanması için Monobond- S veya benzeri bir silan 60 saniye süreyle uygulanıp kurutulmalıdır.  Yapıştırma öncesinde ağızda her zaman uygun bir tükrük izolasyonu
sağlamak üzere Optragate benzeri yanak dudak ekartörleri, pamuk rulolar ve tükrük emicilerin mutlaka kullanılması gereklidir. Prepare edilen dişlerin yüzeyleri  temizlenir  ve 37% lik fosforik asit ile (dentin için 5-10 saniye, mine için 25-30 saniye) pürüzlendirme işlemi yapılır. Yüzeyler bol su ile asit uygulama süresi kadar yıkanıp kurulanır. Variolink  II benzeri adeziv simantasyonda en güvenilir yöntem kabul edilen çoklu bir adeziv sistem kullanılıyorsa önce
Syntac Primer uygulanır 15 saniye beklenir ve kurutulur. Bunu takiben Syntac  Adhesive 10 saniye uygulanıp kurutulur ve sonrasında Heliobond uygulanır ama ışıkla polimerize edilmeden kompozit rezin esaslı yapıştırma simanı (Variolink II veya lamina yapılıyorsa Variolink Veneer) restorasyonun yapışacak yüzüne konulup prepare edilmiş dişin üzerine
yerleştirilir. Fazlalıklar fırça peletler, diş ipi, sond veya kretuar yardımıyla uzaklaştırılır. Işıkla polimerizasyon
işlemi ışık cihazının gücüne bağlı olarak değişebilmekle birlikte restorasyonun her yönünden ortalama
40 saniye olacak şekilde yapılmalıdır. Marjinal bölgeler ışıkla polimerizasyonu takiben silikon lastikler ile
cilalanabilir.
Özellikle IPS Empress benzeri kırılgan cam seramik restorasyonların geçici olarak yapıştırılmaması gerektiği hatırlanmalıdır.
  • Adeziv simantasyon öncesinde dental sert dokulara bağlanmayı olumsuz etkileyebilecek ağız gargaraları ile hastanın ağzının çalkalatılmasından da kaçınılmalıdır.
  • Restoratif tedavilerde gerçek anlamda başarının yakalanmasının bir ekip işi olduğu göz önüne alınarak, diş hekimi ve diş teknisyenlerinin uygulamalar ve kullanılan malzemeler konusunda bilgi sahibi olması bu başarının daimi olması açısından kaçınılmazdır.
  • Adeziv tekniklerdeki gelişmeler sayesinde simanın dişe bağlanması konusundaki problemler en aza indirgenmiştir. Ancak çeşitli restoratif materyaller ve rezinler arasındaki adezyonu arttırmaya yönelik çabalara rağmen yapışmama veya kırıklarda halen adeziv ve/veya koheziv başarısızlıklar görülmektedir.
Devamını Oku

EN İYİ İMPLANT VE ESTETİK DİŞ TEDAVİLERİ TÜRKİYEDE Mİ?

Dünyanız her geçen gün küçülüyor değil mi? Artık nerede ne oluyor, kim ne yapıyor, ne giyiyor, ne yiyor nereye gidiyor anında öğrenebiliyoruz. Üç beş yıl önce sadece ünlülerin yaşantılarını takip eden insanlar artık arkadaşlarını, akrabalarını, komşularını hatta doktorlarını anlık takip ediyorlar. Tabi kendilerinin de takip edildiklerini biliyorlar. Takip edilip kendileri dahil öz çekimlerine baktıklarında da daha güzel bir görüntü istiyorlar.

Sadece saçlar, burun diş değil cilt, dudak estetiği gibi işlemlerin uygulamasının hızla arttığı bir dönemdeyiz. İnsanlar şu veya bu nedenle daha iyi görünmek istemekte de haklılar tabi. Ama işe nereden başlamaları lazım. Burun, cilt, dudak, diş yapımı derken bu işin maddi boyutu da bir hayli artıyor. Size bu yazıda kendiniz için iyi bir şeyler yapmanız adına kişisel önerilerimi aktaracağım. Ne zaman diş estetiği? Ne zaman saç ekimi ve diğer estetik girişimler veya ameliyatlar gerekli bu konuda kendi fikirlerimi ileteceğim.

EN İYİ İMPLANT, EN İYİ ZİRKONYUM DİŞ KAPLAMA EN İYİ LAMİNATE TÜRKİYE’DE VEYA İSTANBUL’DA MI?

Sıraladığım tedaviler için dünyanın dört bir yanından Türk olan veya olmayan o kadar çok insan Türkiye’ye geliyor ki anlatamam. Neden bu işlemler için İstanbul’u tercih ediyor bu insanlar? Bu soruyu da sormak ve cevaplamak gerekiyor. En iyi implant, en iyi zirkonyum diş kaplama, en iyi laminate veneer diş kaplama burada diye mi geliyorlar? Hemen yanıt vereyim. Tabiki hayır. Ancak iyi eğitim almış yetenekli doktorlar ve modern tıbbi cihazlar ile verilen sağlık hizmetleri insanları cezbediyor. Fiyat olarak da karşılaştırıldığında Türkiye diş fiyatları ile Avrupa ve Amerika diş fiyatları arasında 10 kata kadar çıkan ücret farkları söz konusu olabilmekte.

NEDEN TÜRKİYE?

Ucuz ve kaliteli sağlık hizmeti almanın mümkün olduğu Türkiye toprakları gerek hekim, gerek kurulu sağlık tesisleri ve hastaneler olarak göz doldurmakta. Sağlık turizmi için sadece implant diş, estetik diş, saç ekimi göz ameliyatı yapılmıyor gördüğünüz gibi. İnsanlar cilt, yüz germe, meme büyütme, dudak şekillendirme gibi girişimsel işlemler için de Türkiye yi tercih edebiliyor.

Öncelikle yazının devamını okurken veya okuduktan sonra bana yorum olarak aman doktor bey ne yapıyorsun, biz paramızı hazırladık diş yaptırmaya gelecektik sen dişlerinize dokunmayın diyorsun demeyin. Önce beni anlamaya çalışın. Kendinizi benim yerime koyun. Sonra siz ne yapardınız ona göre fikrinizi belirtin lütfen.

Şimdi gelelim ne demek istediğime. Temel ihtiyaçlar dahiline giren tedavileri aksatmayın tabi. Hele de korucu ve önleyici nitelikte olan işlemleri siz takip edin ve gününü geçirmeden hekime gidin. Örneğin mamografi çekimi. Belki de geç kaldığınızda ilerlemiş ve tedavisi oldukça zorlaşmış kötü huylu hücrelerin bütün vücudunuzu sarmasını engelleyecek basit bir tetkik değil mi? 40 yaş üzeri kolonoskopi gibi. Belki de erkekler için zorunlu hale getirilmesi gereken prostat tetkikleri gibi. Kan tahlilleri ve tansiyon ölçümlerinizi zaten düzenli yaptırdığınızı kabul ediyorum.

Peki ne yaptıralım? Bu rutin kontrolleriniz yapıldı ise ve sizi hala rahatsız eden sorunlarınız olduğunu düşünüyorsanız tek tek ele almak gerekir.

 

 

Devamını Oku

DİŞ ETİM NEDEN KANIYOR?

Sağlık sorunları ilerlemeden tedavi edildiğinde daha kısa sürede şifa bulabilirsiniz. Tedavi fiyatları ve hastalığın tekrarlama olasılığı da azalır çoğu zaman. Diş eti hastalığı erken dönemde tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

Bir hastalığı erken teşhis ve tedavi etmek ancak bilgi ve dikkat ile mümkün olabilir. Hastalık belirtileri ortaya çıkmaya başladığında bunu fark edip tedaviye yönelmek gerekir. Hem de zaman kaybetmeden. Bütün hastalıklar için geçerli olan bu durumu atasözlerimiz de çok güzel bir şekilde özetlemiş. Bir çoğumuzun bildiği
Hasta olmaktan değil, geç kalmaktan kork!
deyişi oldukça anlamlı ve konuyu özetleyen bir özdeyiştir. Bu yazıda sizlere diş eti hastalığı belirtilerini ve nedenlerini kısaca anlatmaya çalışacağım. Tıbbı terimler kullanmadan, sade bir dil ile herkesin anlayabileceği biçimde anlatarak sizlere bir ölçüde kendi teşhisiniz yapabilecek ön bilgiler vermiş olacağım. Hangi durum neden olur? Geç kalınır ise ne gibi sorunlar ile karşılaşırsınız gibi tamamlayıcı bilgiler de vermek istiyorum. Ancak unutmamız gereken önemli bir konu bu bilgilerin genel bilgiler olduğu hiçbir zaman hekimin yaptığı muayene yerine geçmeyeceğidir. Mevcut durumunuz için kesin teşhis ve tedavi ancak doktorun yaptığı kontrol sonrası belirlenebilir.
Öncelikle her zaman söylediğim gibi diş eti kanamasının önemli bir belirti olduğunu ve kırmızı alarm olarak algılanması gerektiğini tekrarlamak istiyorum. Diş eti kenarında hastalık artık başlamış demektir. Diş eti bu duruma gelmeden önce renginde kızarıklık ve yüzeyinde parlaklık oluşmuştur.
Düzenli fırçalama sayesinde genellikle bu durum normale döner. Ancak dişeti üzerin gelen diş kaplaması veya protezi ile ilgili bir sorun var ise ne kadar iyi fırçalar isek fırçalayalım, veya hangi ilacı kullanırsak kullanalım hastalığın ilerlemesi söz konusudur. Genellikle diş kaplamasının, diş eti ile birleştiği bölgedeki problemler nedeniyle dişeti sağlığın bozulur.

Diş kaplaması dişeti sağlığına nasıl bozar?

KAPLAMA KENARI!

Zirkonyum Diş Kaplama Önce Sonra

Diş eti kenarında kaplamanın kenarı diş eti üzerine gelecek şekilde geniş yapılmış ise dişeti problemleri oluşur. Bu durum iyi alınmamış ölçüler nedeniyle olabilir. Diğer bir sebebi de diş teknisyenin dikkatsiz çalışmasıdır. Giderilebilmesi için kaplamanın sökülerek yeniden yapılması gerekir. Çünkü diş kaplaması yapıştırıldığında kaplamanın kenarı diş eti üzerine taşar ve yapıştırma simanı burada ciddi bir problem yaratır. Kaplama takıldıktan sonra 2 – 3 hafta gibi bir süre içerisinde diş eti problemi giderek artar. Düzenli fırçalama olsa bile kanama her geçen gün daha da artacaktır. Bu durumu zaman kaybetmeden diş kaplamanızı yapan doktora söylemeniz ve çözüme ulaştırmanız gerekir.

Diş kaplaması ile ilgili diğer önemli bir sorunda kaplama kenarının dişeti içerisine fazla girmesidir. Diş hekiminin yaptığı diş kesimi ve aldığı ölçü büyük önem taşır. Diş teknisyeni de bu ölçüyü modele aktarıldığında hatasız bir şekilde modelaj yani şekillendirme yapmalıdır. Diş eti altına doğru fazla uzun yapılmış diş kaplamaları basınç yapacağı için damar dolaşımı bozulur. Yapılan dişin provası sırasında diş etinde beyazlama görülüyor ise kan damarlarının basınç altında kaldığı anlaşılır. Kısaltılan kaplama kenarları uzun dönemde de sorun oluşmasını engeller. Prova sırasında bu durum fark edilmelidir. Ancak prova sonrasında bu durum fark edilmeden diş köprüsü veya kaplaması yapıştırılır ise tedavi için kaplamayı çıkarmaktan başka çare yoktur. Yapıştırılmış bir diş kaplaması sürekli yapıştırıldı ise çıkarmak sorun yaratabilir. Özellikle zirkonyum diş kaplamalar çıkarma sırasında hasar görebilir. Yapılan diş kaplama ve köprülerinin geçici olarak yapıştırılması bu anlamda önemli avantaj sağlar.
GÖVDE ALTI!!
Diğer bir dişeti problemi de yapılan diş köprüsünün altında ortaya çıkan problemdir. Eksik diş bölgesinde dişeti üzerine gelen gövde şekillendirmesi kolay temizlenebilecek şekilde yapılmalıdır. Aksi taktirde yemek artıkları girmesi ve zor çıkarılması nedeniyle diş etinde problemler olmuş. Köprü gövdesinin diş eti ile teğet geçecek şekilde ayarlanması gerekir.
Bazı diş teknisyenleri gövde belgesindeki diş etine kazıyarak diş etine basıncı yapan köprüler yapar. Bu durumda o bölgede zaman içerisinde hem has kokusunu için elverişli bir ortam yaratılmakta hem de dişeti kan dolaşımı bozulduğu için enfeksiyon oluşur.  Böyle bir durumda yapılması gereken kaplamaları çıkarıp köprü gövdesi altındaki basıncı ortadan kaldırmaktır.
Kalıtsal etkenler ve ilaç kullanımı, vitamin eksikliği, kötü alışkanlıklar gibi nedenler ile oluşan diş eti problemlerine de diğer yazılarımda yer vereceğim.
Şimdilik sağlıkla kalın.
Devamını Oku