Zirkonyum Diş Fiyatı

Zirkonyum Diş

Metal destekli porselen restorasyonlar klinik olarak uzun yıllardan beri başarıyla kullanılmalarına rağmen porselen ile kaplanmak zorunda olan metal alt yapı özellikle kenarlarda gri renkte hoş olmayan bir görüntüye sebep olabilmektedir. Bu problemin çözümü için çok sayıda tam porselen sistemi metal destekli porselenlere alternatif olarak geliştirilmişlerdir. Tam seramik restorasyonların uzun dönem ağız ortamında başarıyla hizmet verebilmeleri seramik, yapıştırma ajanı ve diş yapıları arasındaki bağlanmanın başarısına bağlıdır. Zirkonyum restorasyonların simantasyonu çinko fosfat yada cam iyanomer simanlarla yapılabilir. Fakat kenar açıklıkları daha iyi kapatmaları, tutuculuklarının daha fazla olması ve restorasyonun kırılma direncini arttırmaları gibi avantajlarından dolayı rezin yapıştırma simanlarının kullanımı tercih edilmektedir.
Tam seramik, simantasyonu
 Diş hekiminin hastasına estetik ve fonksiyonel beklentilerini  geri kazandırmak için tatbik ettiği bir restorasyonun başarısı, başından sonuna kadar tüm klinik ve laboratuar aşamalarında uygun teknik ve malzemelerin kullanılmasıyla doğrudan ilişkilidir. Dental sektördeki birikim ve hızlı teknolojik gelişimin sonucu olarak metal desteksiz tam seramik restorasyonlara olan talep ve uygulamalar olağan üstü bir hızla gelişim göstermektedir. Hastaların artan estetik beklentilerini karşılamak ve aynı zamanda fonksiyonel ve dayanıklı restorasyon alternatifleri sunma konusu hem diş hekimleri hem de diş teknisyenleri için gündemin en üst sıralarındaki yerini almıştır.
Bu gelişimin hızlı olmasına bağlı olarak, tam seramik restorasyonların yapım ve uygulaması konusunda bir takım eksiklikler göze çarpmaktadır. Bunların başında uygun simantasyon tekniklerinin ve materyallerinin doğru kullanımı gelmektedir.
Simantasyon işlemine bağlı kuron retansiyonunun kaybı sabit protetik restorasyonların başarısızlık  nedenlerinin değerlendirildiği çalışmalarda en önde
gelen sebeplerden birisi olarak belirtilmiştir.
Yapıştırma simanları sabit restorasyonlarla diş arasında mikrobiyal sızıntıya engel olmalı, diş ve restorasyon arasındaki yüzeyi mekanik, kimyasal veya bu ikisinin kombinasyonu bir mekanizma ile tamamen örtmelidir.
İdeal bir yapıştırma simanı; 
1-İnce bir tabaka oluştururken, kesme kuvvetlerine karşı yüksek direnç göstermeli
2-Farklı materyaller arasında kalıcı bir bağlantı sağlamalı
3-Gerekli sıkışma ve gerilme direncine sahip olmalı
4-Yeterli kırılma direnci göstermeli
5-Diş ve restorasyon yüzeyini ıslatabilmeli
6-Uygun film tabakası ve viskoziteye sahip olmalı
7-Ağız içinde çözülmemeli
8-Doku uyumu olmalı
9-Yeterli sertleşme ve çalışma süresi olmalıdır
10-Çevresel faktörlerle yeterince dengeli bir
uyum içerisinde olmalı (yorgunluk direnci, erozyon vb.)
 Tam seramik restorasyonların yapıştırılmasında seramik materyaline göre farklı simanlar kullanılmaktadır. Bir materyal için uygun olan siman diğer mater- yal için uygun olmayabilir.  Örneğin In-ceram ve zirkonyum oksit benzeri yüksek dayanıklılığa sahip restorasyonların yapıştırılmasında geleneksel simanlardan yararlanılabilir. Fakat lityum disilikat esaslı tam seramik restorasyonlar olan IPS e-max sistemlerinde simantasyonda göz önünde bulundurulması gereken en önemli konulardan biriside yapıştırma simanının optik özellikleridir. Özellikle anterior bölgede uygulanan tam seramik restorasyonların yapıştırılmasında bu konu ön plana çıkar. Geleneksel simanların  opak olmaları sebebiyle restorasyonun optik özelliklerini
olumsuz etkileyecekleri göz önünde bulundurulmalıdır. Tam seramik restorasyonların yapımındaki temel sebeplerden birisi optimum estetik ve doğala en yakın
görünüm olduğuna göre doğal ışık geçişine imkan veren kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlarının kullanılmasıda kaçınılmaz olmaktadır
3 Yüksek dayanıklılığa sahip restorasyonların yapıştırılmasında geleneksel simanlardan  Cam iyonomer simanlarla klinik olarak başarılı sonuçlar alınmıştır. Günümüzde kullanım kolaylığından ötürü
tercih edilen cam iyonomer simanların en önemli avantajları; bakteriostatik etkileri, dentine benzer termal ekspansiyon katsayıları, dentin üzerinde minimum büzülme gösterip mine ve dentine iyi
bağlanmaları, sıkıştırma kuvvetlerine yüksek dirençleri  ve iyi mikrosızıntı direnci şeklinde özetlenebilir. Cam iyonomer simanların fiziksel özellikleri optimum toz/likit oranına çok hassastır. Bu orandaki küçük değişiklikler dahi bu maddelerin klinik performansını önemli derecede etkilemektedir.
4 En dikkat edilmesi gereken dezavantajları ise sertleşme reaksiyonu sırasında ortamdaki neme çok hassas olmaları ve suyu
çekerek genişlemeleridir.
4,5 Bu nedenle dentin
tübüllerindeki sıvıyı çekme eğilimiyle hassasiyete, su alıp şişerek özellikle içerisinde mikro çatlak bulunan lityum disilikat tam seramik restorasyonların yapıştırma sonrasında kırılmasına sebep olabilir. 4Vivaglass Cem (Ivoclar Vivadent), Fuji (GC America, Inc.) ve Ketac Cem (3M ESPE) bu ürünlere örnek
olarak verilebilir. Daha çok metal ve metal destekli seramik restorasyonların simantasyonunda tercih edilmelidirler. Çinko fosfat simanların kullanımındaki yaklaşım ise, yüksek oranda mikrosızıntı göstermesi ve marjilerdeki renklenmeler sebebiyle kullanılmaması yönündedir.  Polikarboksilat simanların kullanımıda yetersiz
fiziksel özellikleri nedeniyle önerilmemektedir.
Poliasit modifiye kompozit rezin esaslı yapış-tırma simanları (kompomerler), rezin ve cam iyonomer simanların üstün özelliklerini birleştirmek amacıyla geliştirilmişlerdir. Ancak, kompomerlerin tam
seramik restorasyonlarda kırıkların oluşmasında roloynadığı yönünde çalışmalar mevcuttur. Bu simanlarda yüksek oranda hidroksietilmetakrilat (HEMA) bulunmaktadır ve HEMA su ile temas ettiğinde önemli
ölçüde genişlemektedir. Bu genişlemenin tam seramik restorasyonlarda mikro çatlakların oluşmasına yol açabileceği düşünülmektedir. Kompomerlerin geleneksel simanlara ve tamamen kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlarına göre 5 kat daha fazla doğrusal genişleme gösterdiği ve bu nedenlede tam seramik restorasyonların yapıştırılmasında kullanılmaması gerektiği belirtilmiştir 3,8.
Yapıştırma simanlarının tarihsel gelişimine bakılırsa, fosfat simanlardan karboksilat simanlara sonrasında cam iyonomer simanlar ve en son gelinen noktada kompozit rezin esaslı yapıştırma simanl rından bahsedilebilir. Geleneksel simanlar büyük oranda mekanik retansiyon ile tutuculuk sağlarlar.
Diş preparasyonunun yaklaşım açılarının belli bir oranda mekanik retansiyona izin vermesi ve yapıştırma yüzeyinin de mekanik tutuculuk bakımından pürüzlü olması tercih edilir. Rezin esaslı yapıştırma simanları ise kimyasal ve fizyo-kimyasal bağlantı oluştururlar.
Sertleşmiş bir yapıştırıcı simanın yapıştırıldığı yerden ayrılması pratikte yapıştırıcı ajanının yüzeye mikromekanik retansiyonu ve yapıştırıcı ajanının çekme,
kesme benzeri kuvvetler altında enerji absorbe etme kapasitesine bağlanabilir. Tablo 1’de geleneksel yapıştırma simanları ile rezin yapıştırma simanları avantaj ve dezavantajları yönünden karşılaştırılması
gösterilmektedir.
Tam seramik restorasyonların klinik başarısı büyük ölçüde kompozit resin yapıştırma simanına ve simantasyon işlemine bağlıdır

Tam seramik restorasyonların kırılmaya direncini belirleyen faktörler

uygun preparasyon ve restorasyonun uyumudur. Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları  Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları genel olarak bağlanma ajanı sistemlerinin başarısı  ve gelişmesi sonucu ortaya çıkmışlardır. Kullanım alanlarına göre kimyasal, dual cure (kimyasal ve ışıkla) ve sadece ışıkla polimerize olan farklı renk ve viskozite alternatifleri sunan kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları piyasada mevcuttur.  Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlar, diş dokuları olan mine, dentin ve porselen yüzeyi gibi farklı yapıdaki maddelere kuvvetle bağlanabilme özelliğine sahiptir. Bu yapıştırma simanları yüksek dayanım, ağız ortamında düşük çözünürlük, renk uyumundaki üstünlük gibi özelliklerinden dolayı, inley, onley, lamina ve kronköprü uygulamaları gibi tam seramik sabit protetik restorasyonlar ile indirekt rezin kompozit restorasyonların simantasyonunda tercih edilirler. Başarıları çok aşamalı işlemler gerektirmelerinden dolayı kullanım tekniğine doğrudan bağlıdır.
Dişhekimliğinde kullanılan rezinler polimerlerdir ve polimerler küçük moleküllü monomerlerin oluşturduğu çok daha büyük bir molekül olarak tarif edilebilir.Dental polimerler kullanılan rezin tipine, içine katılan dolduruculara ve sertleşme mekanizmasına göre farklılıklar gösterirler.
Rezinlerin polimerizasyonu esnasında kaçınılmaz olarak bir büzülme gözlenir. Bu büzülmeyi azaltmak için rezinlerin içerisine farklıinorganik doldurucular ve bir ön polimerizasyon
işlemine tabi tutulup sonra toz haline getirilen polimer tozları ilave edilir .
Kompozit kimyasal olarak en azından iki farklı materyalin; monomer ve inorganik doldurucunun kombinasyonudur ve yapıyı oluşturan materyallerin
tek başlarına göstermedikleri özelliklere sahiptir.
Monomer ve doldurucu arasındaki kimyasal bağlantı γ-metakriloksipropil trimetoksisilan denilen organik silanize edici bir ajan tarafından sağlanır
Kompozit
rezin esaslı yapıştırma simanları, büyük ölçüde doldurucu içeren  BIS-GMA rezin ve bu rezinin içine ilave edilen ve karışımın pasta veya likit şeklinde kullanımını sağlayan diğer metakrilatların (TEDGMA, UDMA) varyasyonları şeklinde bulunurlar
Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlarında dahil olmak üzere tüm kompozitlerin mekanik özellikleri kullanılan bu maddelerle doğrudan ilişkilidir. Polimerizasyon reaksiyonu temelde 3 aşamadan oluşur; başlangıç, ilerleme ve bitim. Reaksiyon; Isı, UV ışık ve peroksitler ile hızlandırılabilir. Her durumda reaksiyon; ısı, kimyasal veya fotokimyasal reaksiyonlarla oluşturulabilen serbest radikallerin açığa çıkarılması ile başlar. Serbest radikaller monomer molekülündeki doymamış çift bağı açarak molekülü aktive eder diğer monomerlerle birleşerek polimer zincirleri oluşturur.
Bu işlem ortamda serbest radikal kalmayana kadar devam eder.

Sertleşme mekanizmalarına göre kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları

• Kimyasal sertleşen kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları
• Işıkla sertleşen kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları
• Hem ışık hem kimyasal sertleşen (dual cure) kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları
Kimyasal aktivasyonla sertleşenler (Otopolimerizan)
Genellikle, karıştırılmaya hazır iki pat halinde bulunurlar. Kimyasal polimerizasyon reaksiyonu benzol peroksit benzeri bir peroksitin reaksiyon hızlandırıcı (akseleratör) olan tersiyer amin ile
reaksiyonu sonucu ortaya çıkan serbest radikallerin etkisiyle başlar. Polimerizasyonun başlama hızı büyük ölçüde aktivatör ve akseleratör oranına bağlıdır
. Bu yapıştırma simanlarının içerisindeki amin grubu zaman içerisinde renklenmeye sebep olabilmektedir. Otopolimerizan kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlarının belirli bir sertleşme süresi vardır. Metal, metal-seramik veya opak yüksek dirençli tam seramik restorasyonların yapıştırılmasında kullanılırlar
 Işıkla sertleşenler
Monomerler direkt olarak halojen, plazma ark, lazer veya LED (Light Emitting Diod) ışık kaynakları ile
aktive edilerek polimerize olabilirler. Bu reaksiyonda ışığa duyarlı reaksiyon başlatıcı kamforkinon veya
luserin gibi reaksiyon başlatıcıların yapısının bozulup serbest radikaller oluşturulması prensibiyle polimerizasyon reaksiyonu başlar.
Işıkla sertleşen kompo-zit rezin esaslı yapıştırma simanlarından farklı kıvam ve renk seçenekleri sunması, uzun çalışma süresi ve
renk stabilitesi dolayısıyla özellikle tam seramik restorasyonların simantasyonunda büyük ölçüde yararlanılmaktadır
Dezavantajı
aradaki restorasyonun kalınlığının fazla olduğu
durumlarda polimerizasyon derinliğinin yetersiz
olmasıdır
18,19
 Dual sertleşenler
Işıkla polimerize olan yapıştırma simanlarında,
restorasyonun altında tam polimerizasyon sağlana-
mama olasılığı nedeniyle geliştirilmiş olan yapıştırma
simanlarıdır. Baz ve katalizör olmak üzere iki kısımdan
oluşurlar. Baz yapının içerisinde ışıkla sertleşme reak-
siyonunu başlatan kamforokinon, katalizörün içeri-
sinde ise amin/peroksit vardır. Baz tek başına ışıkla
sertleştirilerek kullanılabileceği gibi katalizör ile
karıştırılarak da kullanılabilir. Işık derinliğinin yada
geçirgenliğinin yetersiz olduğu durumlarda, tam poli-
merize olamayan yapının kimyasal olarak polimeri-
zasyonunun tamamlanmasına olanak tanır ve bunun
için geçen süre yaklaşık 24 saattir. Hem kimyasal
hemde ışıkla polimerize olan kompozit rezin esaslı
yapıştırma simanlarının çoğu sertleşme reaksiyonu için
hala büyük ölçüde ışığa bağımlıdırlar ve ışık
kullanılmadığı durumlarda mekanik özelliklerinde
düşme gözlenir
14,15
İki dental materyalin fizikokimyasal olarak
yapışmasını ifade eden adezyon kavramı dişhekim-
liğinde büyük önem taşır. Esas olarak adezyon,
birbiriyle sıkı temasa getirilen iki cismin yapışmasına
neden olan kuvvettir. Bir maddenin molekülleri
diğerinin moleküllerine doğru çekilir ve yapışır. Bu
çekim kuvveti farklı moleküller arasında ise adezyon
aynı tür moleküller arasında ise kohezyon olarak
tanımlanır. Dental uygulamalarda adezyon 2 kısımda
incelenebilir. Bunlardan ilki mine dentin veya sement
gibi dental dokulara adezyon diğeri ise restoratif
materyalleredir
20-25
J Dent Fac Atatürk Uni
Cilt:21, Sayı: 2, Yıl: 2011, Sayfa: 150-162
154
1955 yılında Bounocore ilk kez mineye %85’lik
ortofosforik asit uygulayarak akrilik rezinin mine
üzerinde tutuculuğu artırıcı etkisi olduğunu bulmuştur
ve yeni bir devir açılmıştır
26
.1962 yılında geliştirilen
BisGMA bağlantı ajanlarının esasını oluşturmaktadır.
Mine yüzeyinin %37’lik fosforik asit ile pürüzlen-
dirmesi fikri kısa zamanda yaygınlaşmıştır. Fakat
bütün preperasyonlar mine yüzeyi ile sınırlanmadı-
ğından dentine bağlanmanın sağlanması ihtiyacı
ortaya çıkmıştır. Bu alandaki, en önemli gelişmeler
1979 yılında Fusuyama’nın dentine ve mineye aynı
anda %40’lık fosforik asit uyguladığı “ Tüm asitleme”
tekniğini geliştirmesi ile gerçekleşmiştir. Bu teknik ile
smear tabakası tamamen ortadan kalkmakta ve
dentine bağlantı sağlanmaktadır. Kollejen ve rezin
yapılarının iç içe geçtiği bu tabaka, 1985 yılında
Nakabayashi tarafından “hibrid tabakası” olarak
tanımlamıştır. Hibrid tabakası, mine ve dentin asitlen-
dikten sonra resin siman monemerlerinin bu sert
dokulara infiltre olması sonucu oluşan tabakadır
27
 Geçen bu zaman içinde, gelişen materyaller
ve teknikler ile adeziv işlemlerin uygulama alanları
gelişmiş, klinik hayatımızda yeni bir yer edinmiştir.
Böylece diş dokularına daha iyi ve kalıcı bağlantı
kurulabilmektedir. Bu şekilde yapılan diş hekimliği
uygulamaları günümüzde adeziv diş hekimliği
kavramını ortaya çıkarmıştır. Adeziv sistemlerin
başarısı için uygulanacak olan diş yüzeyinin
özelliklerini bilmek gerekir:

MİNE

İnsan vücudunun en sert dokusudur.  %86-95 oranında inorganik yapı, % 1 organik yapı ve % 3 sudan oluşur. Asit ile pürüzlendirme sonucu mine yüzeyi düzensiz bir yüzeye dönüşür ve böylece
serbest yüzey enerjisi artmış olur. Rezin bazlı materyal pürüzlendirilmiş yüzeye uygulandığında, kapiller hareket yardımı ile rezin yüzeye penetre olur. Materyal içindeki monomerler polimerize olur ve materyal mine yüzeyine kilitli hale gelir. Mine yüzeyinde rezin mikro uzantıların oluşumu mine adezyonun ana mekanizmadır.

DENTİN

 Dentin mineden farklı olarak daha düşük oranda inorganik yapı %45-50 ,%30 organik yapı (kollojen) ve % 20 kadar da sudan oluşur. Dentin merkezden perifere doğru uzanan tübüler yapıya sahip bir dokudur. Ancak dentin tübüllerinin yoğunluğu her yerde aynı değildir ve merkezden uzaklaştıkça bu oran düşer. Derin dentinde tübül sayısı mm 2  de 45.000 iken, yüzeyel dentinde ise
25.000 dir. Derin dentinde yüzeyel dentinden daha geniş tübüller vardır. Dolayısıyla derin dentin yüzeyel dentinden daha nemli bir yapıya sahiptir. Dentin tübülleri arasında peritübüler dentin  ve bunun  içinde intertübüller dentin, dentin sıvısı ve odontoblast uzantıları bulunur. Dentin tübüller aracılığı ile doğrudan pulpa ile bağlantılıdır. Asidik solüsyonlar ile smear tabakasının uzaklaştırılması, açığa çıkan dentin yüzeyinde sıvı akışını arttırır. Bu sıvı adezyonu engelleyebilir, çünkü dentin tübüllerinde rezin uzantılar oluşsa bile hidrofobik rezin hidroflik yüzeye yapışmaz.  Ayrıca bu bölgelerden sızan dentin sıvısı baskı ve termal değişiklikler nedeni ile hassasiyete ve ağrıya sebep olabilir. Bu yüzden dentine bağlantı
mineye göre çok daha farklı ve karmaşıktır.
28 Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları ile beraber kullanılan adeziv sistemlerin sınıflandırılması
• Total Etch Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları (Çok aşamalı)
• Self Etch Primer Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları (Çok aşamalı)
• Self Adeziv Kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları (Tek aşamalı)

Rezinlerin sınıflandırılması

Self Adeziv kompozit rezin esasl yapıştırma simanları Yapıştırma simanlarının en yeni sınıfı olmalarına rağmen geçen son 9 yılda, üretiminden bu yana yoğun laboratuar ve klinik çalışmalarının konusu olmuşlardır. Geleneksel simanların özellikle çözünürlük ve adezyon gibi eksikliklerini gidermek için geliştirilen kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlarında asitle pürüzlendirme, primer ve adeziv gibi uygulamaların zorunluluğu teknik hassasiyet, zaman alıcılık ve maliyet gibi dezavantajları beraberinde getirmiştir. Bu sebeple kompozit rezin esaslı yapıştırma simanlarının üstün mekanik özelliklerinin, estetik kalitelerinin; geleneksel simanların uygulanım kolaylığı ile birleştirilmesi ile self adeziv rezin simanların geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu sınıf materyaller  ilk
defa 2002’de ortaya çıkmıştır ve günümüzde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır (Speed CEM, RelyX Unicem, Maxcem Elite, G-Cem)
Kompozisyonları:
 Self adeziv rezin simanların kompozisyonunda bulunan fosforlanmış dimetakrilat monomerleri mine ve dentini demineralize etmekte ve aynı zamanda dişe infiltre olmaktadır. Fosforik asit grupları ayrıca  diş apatitleri ile reaksiyona girerler. Bu nötralizasyon sürecinde açığa çıkan suyun yapıştırma simanının başlangıç hidrofilitesine katkıda bulanarak nem toleransınıda artırdığı iddia edilmektedir. Başlangıçta asidik olan sistemin uzun dönem stabilizasyonunun devamlılığı için pH nötral seviyeye getirilmelidir.
Nötralizasyon cam iyonomer teknolojisi benimsenerek floro alumino silikat cam ile sağlanır. Asidik fonksiyonellerin bazik doldurucu moleküller ile reaksiyonu arzu edilen pH yükselmesine ve florür
iyonu salınımına yol açar. Bazı self adeziv rezin simanların kompozisyonlarında bulunan kalsiyum hidroksit ise polimerizasyon süresince asidik monomerleri nötralize eder. Böylece uzun dönem
stabilizasyon sağlanmış olur. Self adeziv rezin simanlarda serleşme reaksiyonu çoğunlukla dual cure’dur. Baz ve katalizör karıştırılır. Polimerizasyon ışık ile başlatılır. Işıkla polimerizasyondan sonra kimyasal reaksiyon devam eder. Dual-cure kompozit rezin esaslı yapıştırma simanları , ışığın ulaşamadığı kalın restorasyonlarda etkili bir polimerizasyon sağlar.Metakrilat monomerlerinin geniş çapraz bağları yoğun bir hidrofobik ağ yaratır .Silan uygulanarak güçlendirilen doldurucular materyale yüksek mekanik dayanıklılık , minimal çözünürlük ve düşük su absorbsiyonu sağlarlar.

Endikasyonları:

Self adeziv rezin simanların kullanımı tüm indirekt restorasyonlarda (seramik, kompozit, metal inley, onley, kron, köprü, postlar) endikedir. Özelikle fiber postlar ve dentine bağlanan restorasyonlarda kullanımı önerilmektedir. Adezyonunu mineden sağlayan rezin bağlı köprüler (maryland), laminate veneerler gibi restorasyonlarda kullanımı tavsiye edilmemektedir. Self adeziv rezinin ancak minenin pürüzlendirilmesi ile uygulanması tavsiye edilmektedir
Avantajları:
1. Self adeziv rezin simanlarda asitle pürüzlendirme işlemi uygulanmadığı için yapşırma simanının içerisindeki fosforik asit molekülleri dentin tübüllerini ne kadar demineralize ederse o kadar penetrasyon gerçekleşir. Buna bağlı olarak nanosızıntı olmaması beklenir.
2. Asitleme işlemi uygulanmadığı için smear tabakası kaldırılmaz, dentin tübülleri tamamıyle açılmaz. Böylece düşük moleküler ağırlıktaki asitlerin dentin tübüllerinden sızması engellenmiş olur ve post operatif hassasiyet ihtimali azalır.
3. Tek aşamalıdır.
4. Uygulanması çabuk ve kolaydır.
Yapılan çalışmalarda her üç tip rezin simantasyon için postopertif hassasiyet oluşturma sıklıkları karşılaştırıldığında,  total etch sistemlerde pek çok kullanıcıda post operatif hassasiyet oluşturduğu, self etch primerlerin uygulandığı sistemlerde post operatif hassasiyetin neredeyse elimine edildiği ve self adeziv rezin simanlarda ise neredeyse hiç post operatif hassasiyetin olmadığı yönünde rapor edilmiştir.
Self Etch ve  Self Adeziv Rezin Siman Kullanımında Dikkat Edilecek Noktalar:
• Adezivin uygulanacağı kavitenin aşırı ıslak olmaması gerekmektedir.
• Asitle-yıka sistemlerde olduğu gibi ideal dentin nemliliği sağlanmalıdır.
• Kullanılan self etch sistem su bazlı ise suyun hava spreyi ile kurutulduğundan mutlaka emin
olunmalıdır.
• Öjenol içerikli geçici siman kullanımından kaçınılmalıdır.
• Ağartma sonrasında diş dokularında serbest oksi- jen miktarı yüksektir. Oksijen, bağlanma ajanları-nın polimerizasyonunu engeller. Bleaching işlemi yapılan dişlerde en az 1 hafta beklenilmelidir.
• Mine adezyonunun araştırıldığı  total-etch sistem rezinlerle self adeziv rezinlerin karşılaştırıldığı
çalışmalarda bağlantı kuvvetleri self adeziv rezin simanlarda oldukça  düşük bulunmuştur. Bu yüzden sadece cam iyonomer simanlara alternatif olarak kullanılabilecekleri söylenmektedir. Mine dokusunun çok az kaldığı veya minenin hiç bulunmadığı durumlarda seramik kronların siman tasyonunda kullanımının tercih edilebileceği fakat ciddi miktarda minenin bulunduğu dişlerde onleylerin, parsiyel kronların simantasyonunda ideal olmadığı bildirilmektedir.
• Dentin adezyonunda ise,  self adeziv rezinlerin en etkili bağlantısı; seçerek mineye asit uygulanması
(selective enamel etching) ile sağlanmaktadır. Asit uygulaması  self adeziv rezinlerin mineye olan
adezyonunu artırıcı etki oluştururken  dentine olan adezyonunu azaltıcı etki oluşturmaktadır. Dentinin
tabakalarına göre de bağlantı kuvvetleri değişmektedir. Yüzeyel dentin için en yüksek
bağlantı değerleri bulunurken derin ve servikal dentin için ise daha düşük bağlantı kuvvetleri
gözlenmektedir
Tam seramik sistemlerde materyallere göre uygulanan yapıştırma simanı sistemleri Geliştirildiği günden bu yana estetik avantaj larından dolayı yaygın olarak kullanılan IPS Empress II ve IPS e.max benzeri yüksek dayanıklılıktaki lityum disilikat-seramikler (cam seramikler) ve Procera, Cercon, Cerec, Lava  benzeri yüksek dayanıklılıktaki CAD/CAM ile yapılan zirkonyum oksit veya alümin- yumoksit seramiklerin yapıştırılmasında farklı simanlar kullanılmaktadır. Zirkon restorasyonlarda simantasyon için restorasyonun ve dental sert dokuların
hazırlanmasıZirkonyum oksit tam seramik restorasyonların yapıştırılmasında geleneksel simanların kullanılabile-
ceği ifade edilse de, yeni sistemlerin geliştirilmiş ışık geçirme özelliklerinden dolayı mat ve donuk bir
görüntüye sebebiyet vermemeleri ve olası mikro sızıntı riskleri nedeniyle geleneksel simanların yerine kom-
pozit rezin esaslı yapıştırma simanlarının kullanımı her geçen gün daha çok tercih edilmektedir.
Zirkonyum oksit restorasyonlar için restoras-
yonun iç yüzeyin pürüzlendirilmesinde 0.25-1 bar
basınç altında 50-100 µm aluminyum oksit kum
kullanılabilir. Restorasyon ultrasonik temizleyicide 1
dakika temizlenir ve su spreyi ile yıkanıp kurutulur.
Kullanılacak kompozit rezin esaslı yapıştırma simana
göre, rezinin zirkonyum yüzeyine bağlanmasını
güçlendiren bir zirkonya primeri üreticinin talimatları
doğrultusunda uygulanıp sürenin sonunda kurutul-
malıdır. Zirkonyum oksit restorasyonların yapıştırılması Atatürk Üniv. Diş Hek. Fak. Derg.  ULUDAMAR, AYGÜN, KULAK ÖZKAN
      için piyasada Multilink Automix benzeri özellikle bu
amaç için üretilmiş bir kompozit rezin esaslı yapıştırma
simanı kullanılıyorsa restorasyonun yapıştırma
yüzeyine özel  zirkonyum primeri sürülür ve 180
saniye beklenir ve hava ile kurutulur. IPS e.max Press
benzeri bir cam seramik kullanılmışsa restorasyonun iç
yüzeyine silan (Monobond-S) sürülmeli ve 60 saniye
beklenip, kurutulmalıdır.
Restorasyonun ağızda kontrolü ve izolasyon
aşamalarını takiben, hekim destek dişlere fırça ile 15
saniye süreyle primer uygular ve kurutur. Bu aşamada
herhangi bir ışık kaynağının kullanımına gerek yoktur.
Özel ucu sayesinde eşit oranda kendiliğinden karışan
kompozit rezin esaslı yapıştırma simanı restorasyonun
içine doğrudan sıkılarak ağız içine yerleştirilir. Multilink
Automix opsiyonel olarak hem ışık hemde kimyasal
yolla sertleşebildiği için zirkonyum oksit ve benzeri ışık
geçirgenliği sınırlı olan restorasyonların yapıştırılma-
sında daha güvenlidir. Fazlalıklar restorasyonun dışına
birkaç saniye ışık tutularak veya ışık kullanmadan
derhal temizleme işlemine başlanarak kolayca
uzaklaştırılabilir. Çalışma süresi içerisinde olmak
üzere, kimyasal olarak 5 dakikada sertleştiği için
özellikle ara yüzler ve diş eti marjinlerindeki fazlalıklar
en kısa sürede temizlenmelidir.
Restorasyonun yapıştırılacağı destek ayaklar
implant ise restorasyonun ağızda kontrolü ve
izolasyon aşamalarını takiben, vida deliği Systemp
inley benzeri ışıkla sertleşen esnek bir kompozit ile
kapatılmalıdır. İmplant destek ayaklarına primer
sürülmesine gerek yoktur. Diğer yapıştırma aşamaları
benzer şekilde yapılmalıdır. Piyasada Rely X Unicem
ve Panavia F 2.0 gibi bu amaçla kullanılabilecek asit
uygulamasını gerektirmeyen ürünlerde mevcuttur.
Cam seramiklerde simantasyon için
restorasyonun ve dental sert dokuların
hazırlanması
IPS Empress II veya  IPS e.max benzeri
yüksek dayanıklılıktaki lityum disilikat bir restoras-
yonun simantasyonu  öncesinde  restorasyon ve
dental sert dokular uygun şekilde hazırlanmalıdır
Resim 23: Yapıştırma simanının yerleştirilmesi
Resim 24: Restorasyonun ağza yerleştirilmesi
Resim 25: Restorasyonun bitmiş hali
Simantasyon öncesinde restorasyon ağızda
renk uyumu ve  okluzyon açısından kontrol edilme-
lidir. Kırılgan seramik materyallerin simantasyon
öncesinde okluzal kontrolünde seramikte çatlak
oluşma riskine karşı dikkatli olunmalıdır. Gerekli
durumlarda düzeltmeler orta hızda elmas frezlerle ve
hafif basınç uygulayarak yapılabilir. Dışarıda kırılgan
olan IPS Empress benzeri tam seramik bir
restorasyonun yapıştırılmasında adeziv simantasyonun
şart olduğu ve seramik restorasyona asıl direncini
veren faktörün doğru uygulanan bir adeziv
simantasyon olduğu unutulmamalıdır. Cam  seramik
indirekt restorasyonlar öncelikle temizlenir ve
restorasyonun dişe yapıştırılacak yüzeyi, seramik
asitleme jeli (hidroflorik asit) ile pürüzlendirilir ve bol
su ile yıkanır. Hidroflorik asitle pürüzlendirme işlemi,
IPS e.max press için 20 saniye IPS empress estetik
ingotlar için 60 saniye olmalı ve belirtilen süreler
aşılmamalıdır. Cam seramiklerde rezin yapıştırıcının
seramik restorasyona daha iyi bağlanması için
Monobond- S veya benzeri bir silan 60 saniye süreyle
uygulanıp kurutulmalıdır.  Yapıştırma öncesinde
ağızda her zaman uygun bir tükrük izolasyonu
sağlamak üzere Optragate benzeri yanak dudak
ekartörleri, pamuk rulolar ve tükrük emicilerin mutlaka
kullanılması gereklidir. Prepare edilen dişlerin
yüzeyleri  temizlenir  ve 37% lik fosforik asit ile
(dentin için 5-10 saniye, mine için 25-30 saniye)
pürüzlendirme işlemi yapılır. Yüzeyler bol su ile asit
uygulama süresi kadar yıkanıp kurulanır. Variolink  II
benzeri adeziv simantasyonda en güvenilir yöntem
kabul edilen çoklu bir adeziv sistem kullanılıyorsa önce
Syntac Primer uygulanır 15 saniye beklenir ve
kurutulur. Bunu takiben Syntac  Adhesive 10 saniye
uygulanıp kurutulur ve sonrasında Heliobond
uygulanır ama ışıkla polimerize edilmeden kompozit
rezin esaslı yapıştırma simanı (Variolink II veya lamina
yapılıyorsa Variolink Veneer) restorasyonun yapışacak
yüzüne konulup prepare edilmiş dişin üzerine
yerleştirilir. Fazlalıklar fırça peletler, diş ipi, sond veya
kretuar yardımıyla uzaklaştırılır. Işıkla polimerizasyon
işlemi ışık cihazının gücüne bağlı olarak değişebil-
mekle birlikte restorasyonun her yönünden ortalama
40 saniye olacak şekilde yapılmalıdır. Marjinal bölgeler
ışıkla polimerizasyonu takiben silikon lastikler ile
cilalanabilir. Özellikle IPS Empress benzeri kırılgan
cam seramik restorasyonların geçici olarak yapış-
tırılmaması gerektiği hatırlanmalıdır. Adeziv siman-
tasyon öncesinde dental sert dokulara bağlanmayı
olumsuz etkileyebilecek ağız gargaraları ile hastanın
ağzının çalkalatılmasından da kaçınılmalıdır.Restoratif
tedavilerde gerçek anlamda başarının yakalanmasının
bir ekip işi olduğu göz önüne alınarak, diş hekimi ve
diş teknisyenlerinin uygulamalar ve kullanılan
malzemeler konusunda bilgi sahibi olması bu başarının
daimi olması açısından kaçınılmazdır.
Adeziv tekniklerdeki gelişmeler sayesinde simanın dişe bağlanması konusundaki problemler en aza indirgenmiştir. Ancak çeşitli restoratif materyaller ve rezinler arasındaki adezyonu arttırmaya yönelik çabalara rağmen yapışmama veya kırıklarda halen adeziv ve/veya koheziv başarısızlıklar görülmektedir.
 Bu konuda araştırmalar hızla devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın


WHATSAPP İLE SORMAK İÇİN TIKLAYINIZ
%d blogcu bunu beğendi: